Monday, May 5, 2008

je veux oublie, oublie de tout... oui?

oui, je me souviens. de temps en temps, il se sent comme il est un maladie sur d'autres choses. peut- être, les plus souvant, cette conception est juste un souhait de la capacité à oublier. 

mais non... je me souviens... de tous... et je crois que c'est une douleur plutôt que un maladie... une douleur qui peut devenir une dépendance? une question en retard... 

hi(v)er... lent... 
il était merveilleux
sans des yeux
avec le couteau

courir plus vite pour être un gagnant?
qui est le gagnant?
qu'est qu'il y a un gagnant?

(une) (im)passe?

est-ce que je demander au flâneur de Benjamin?
est-ce que j'ai besoin d'un voyage à une cabane en Norvège?

la sombre, de temps en temps, est le meme chose avec très lumineux
mais maintenant, j'ai juste besoin de mes ombres
un espace juste avec eux et seule. 

oui, je me souviens. 

Friday, March 28, 2008

hemorrhage

it was slippery
i knew
slipped
flipped
slipped
slipped

glassy ice
icy glass

classy cut
for the observer

deafened by my own silence

exhausted

this body of dwelling
decomposing

deafened by my own silence

exhausted.

Saturday, March 22, 2008

golden gate'e nazır türkü dinler gibi

küspeye de sürmeyle yaklaşılmaz ki... 
,,,
siyahın gölgeliğinden midir gözü daha bir alımlı yapışı? 
,,,
göze gölge katınca alacası çıkar meydana, 
alacaya mı kanarsın, kana kana
sular soğuyor eridikçe karlar
ırmakta kalacaksan donmak da var
,,,
çeşm-i bülbüle ışık değdi
mat bakar şimdi
içine koyduklarım vardı
ehli keyfin bakırı buladı
,,,
süsünden gayrı görebilir miydim seni?
tütsülenip çıktığın yollarda değilim hani
ne itici pürüzsüzlüğün var
haberin yok, dikenlerin kan ağlar
,,,
biri içbükeyine yuvalanınca
biri dışbükeyini siper alınca
ortada büküklüğünden muzdarip...
sırlanmadık ne varsa talip
,,,
od telaşından susakalmak
sustuğun yellerden cereyan kapmak
imtinai iptida, iptidai imtina
her labirentten el yordamıyla çıkılmıyor oysa 
,,,
bindallıdır entarisi
eksik olmaz sürmesi
samanlıkta bulamadı
sarıkızın küspesini

Wednesday, March 19, 2008

utopia, limited

blind man's buff
not an adult stuff

chain is no more reactionary
when play is in conservatory

you're no more young to twist your pattern
you've tied your hands that holded the lantern

lazily controlled and boringly settled for
isn't this a pumped out soul with a sore?

evidently nothing's changed
this was a truth long uncaged

adjacent playgrounds permit no glamour
brilliance exits the repeating performer

i need the topsy turvy back
it is not in the assumed sack

blind orbiting welcomes abrasion
covering your eyes is not seclusion 

if you're out there, playing the game
there is no room for a touch that is tame 

better watch out for mean inquisition
cos it would be a time for ill timed valediction

Saturday, March 8, 2008

(p)rese(n)t

how i have uprooted a huge bunch of things
though i know this is both true and false
though i know this sounds so not me
though i know this sounds like a passage
it is not...

i do not know!

but i knocked, i did knock
i know i was heard
i know!
what was all that hesitation about?
this is not me, this is so not me...
is it you?

am i knocked out, knocked off now?
would this be a true jargon?
wish it wasn't... 

i have left the ship of trust 
it has been quite a while now
i don't know how to take care of
i don't know how to be taken care of
i even don't know if i wanna know

i used to feel
what is all this shit about knowing...

how i have uprooted a huge bunch of things...

Thursday, February 14, 2008

gözler kamaşmadan


kayda değer yadigarları bir bir örttüm
öpmedim, uykuları kaçardı belki...

,,,

yazı hoyratça kazır bazen
bazen kazıdıkça çıkanı temizler sel
bazen kazıdıkça çıkanı alır yel

yazı iyice kazır bazen
dikiş attırmaya acile filan gidilmez
"hem yarayım, hem bıçak"
sağaltır o kendisini

buraya ne oldu? diye soracaklardır.
sorarlar, durma durma sorarlar.
yara oldu.
a hadi ya... nasıl?

ağırlığı kısalığından bağımsız
duraklığı karmaşadan habersiz
bakışı görüşünden öteye beriye
dili sözünü yutmuş
nefesin yankılandığı
bi sessizlik olur

ne diyim şindi sana?
yara mısın? yaram mı?
bıçak mısın? bıçağım mı?

sussam da olmaz, yanıt beklersin.
sözlüsünden bi yanıt. 
"dolmuşa koşarken düşmüştüm,
küçüktüm, yuvarlandım biraz"
sanırım oldu, çok ikna olmadı
ama soruyu geçtik. 

örttüm onları, örttüm.
sakınan gözleri kamaştırmamayı
çoktan tembihledim.

kazıdıkça öptüm
kaçmadı uykuları
ılık ılık akan bişi vardı yalnız
ona sarmalanmış olmalıyız
uyandığımda öyle kıvrık kıvrıktık

Monday, January 28, 2008

bookplate

kendimize bookplate tasarlayalim mi dedi. o ne dedim. ayol dedi var ya hani, kitap muskasi, kebikec... hee vardir herhalde... hayretle sasirdi. evet anlattigi seyi anlamistim ama adini ilk defa duyuyordum. tasarlanacak bisi olarak, hani bi yaratim olarak eyvallah, ama kullanimini ve bende yarattigi hissi sevmedim. niye bu kitap benim diyim, bi de ustune ustluk icine bunu belgeleyeyim ki... 
"bu kitap bilmem kimin kutuphanesinden" ee?
dunyada sayili manuscript kutuphanesi vardir, ne bileyim, ciddi koleksiyonlar vardir, kelimenin tam anlamiyla nadir kitaplar vardir, bunlarin muskalanmasini anlayabilirim. ama kitaplara kendini -kendi de degil ya, ismi- yapistiracak kadar tanimlama, tanimlanma, cerceveleme, cercevelenme meraklisi olmayi yuregim kaldirmiyor. 
halihazirdaki etiketlerimiz neyimize yetmiyor? yetmek soyle dursun, yenilerini yaratacak kadar etiket sevici mi olduk? 
anlasilmak, onaylanmak, begenilmek histeri boyutlarinda. "ben"in oturtuldugu merkez samanyolunu da kaplamak uzre. 
sindi bunlar konunun cok "pop" yanlari. bi cirpida akla gelebilecek seyler. onlar, cirpina dursun, cirpila yazilsin... 
boyle etiketlenmis bi kitaba maruz kalmak nasi bi deneyim olabilir? 
bi kere o kitap emanettir. hediye edilmis olsa bile emanettir. tedirginlik yaratir. durduk yere, etiketleyenin tedirginligi elinize bulasir. ha bu tedirginlik sizin elinizde degildir cunku etiketleyen ictenlikle emanet edebilecek olsa zaten en basta boyle bir etikete ihtiyac duymazdidir. bu bi eziksu, bi guvensizcan, bi tekinsizgul vakasidir. 
etiket bi kere yapisti mi izi hep kalir. bravo! bir kitapta iz biraktiniz. yalniz biciminiz biraz gulunc. cunku aslinda o kitabin sizin kutuphanenizden olmasi pek bisi ifade etmiyor. mesela kitabi okudunuz mu? nasil okudunuz? okudugunuz sizde neler birakti? bisiler birakmissa, onlarla ne yaptiniz? kitabin fiziki varligina yapisabildiginiz gibi/kadar, icerigine dokunabildiniz mi? dokunabildiyseniz nasil bir dokunustu? tarif edebilir misiniz? 
fazlasiyla agresif bir yalnizlik durumu oldugunu dusunuyorum. secilmis ve secilmemis yalnizliklar vardir. bu secilmemisinden. oyle ya da boyle... yalniz birakilmistir, yalniz birakildigini dusunuyordur ya da en fenasi, yalniz kalmaktan icten ice cilginlar gibi korkuyordur. ve onu yoneten bu korkusudur. barisik, sukun ve huzur dolu bir yalnizlik degildir. tek ve yalin olamiyordur. hayatini sadelestirmekten alabildigine uzak, kitaplarini bile oznel nesnesi haline getirmektedir. kendisini nesneleriyle belirliyordur. belirleyebildigi herseyi nesne(si) haline getiriyordur. fakat ne yaziktir ki, nesnelestirmekteki kivrakligi, nesnelerini olduklari gibi koruyabilmekte gosteremiyordur. belirlemedeki didikleyen telasi, aslinda sadece kendisine odaklanmasina yetiyordur. 
eksiktir, eksiklik duygusu asla dinmez. eksik olmasa da eksiktir. kendi kendisini boyle hissetmeye mahkum etmistir. mahkumiyetinden gizli gizli zevk alir. bu zevke oyle bagimli hale gelmistir ki mahkumluk alanini da vakumlar durur. kendi havasini bile tuketen bi zavallidir. ama hava dilenmekten de geri duramaz, ne de olsa tuketmeye de bagimlidir. 
tikandigi naylon torbasinda, naylon naylon debelenir. arada izlenesidir. hava dilendiginde hafifce torbanin agzi acilabilir. izlemek biraz daha eglenceli olabilir boylece. agiz acildiginda susama da varsa cekinmeden iseyiniz. acikmissa ve kakaniz varsa cok sanslisiniz demektir. bokunuzu nasil istahla yedigini gormek hayret verici bile olabilir. sasirmayin sasirmayin, sadece artiklarla beslenebiliyor olmasi neden sasirtici olsun ki?  
eglence cok da matah degildir aslinda ya da illa ki kisa surer. malum cok bayiktir aslinda tum bunlar. torbanin agzini iyice baglayin ve bitisi izleyin. havasiz kaldigi torbanin icinde gastronomik orgazmin doruklarindayken hersey bitecektir onun icin. geri donusumsuz oldugundan, tibbi atik copune gonderilmesi daha uygundur. diger kanserli atiklarin yanina...